İyi bir insan mısınız?
Eveeet yanıtını söylemeseniz bile içinizden geçirdiğinize eminim.
Pek çoğumuz "iyi adam" sıfatını sıklıkla kullanırız 3. şahıslar için. "İyi bir insandır O." cümlesindeki "iyi" kelimesi ne kadar derindir, manidardır..
Neye "iyi" deriz? İyi olan şey bizi mutlu eden kişi ya da durum mudur yoksa evrensel (yazılı ya da yazısız) kurallara göre olumlu sonuca götüren kişi/durum mudur? Peki olumlu nedir?
Kızılderililer ile Anadolu halkının doğruları bir midir? (Hoş, Kızılderililerin bir Türk kavimi olduğunu idda edenlerin sayısı oldukça fazladır) Ruslar ile Nijeryalılar aynı durumlara benzer tepkiler gösteriyor mu? Irak ve Norveç vatandaşlarının kültürel açıdan benzer yanları var mıdır?
Bize göre ahlak kurallarıiçinde görülen bir kavram başka bir kültüre göre çağdışı olarak yorumlanabiliyor. Tartışmalar da, uzlaşı felsefesinden uzak olmamızın temelinde yatan nokta da bundan kaynaklanıyor.
Bizler yalnız ve yalnızlığının çözümü konusunda çaresiz olan yaratıklarız!..
Konuşma ve tartışma kültüründen ne ara bu kadar uzaklaştık bilemiyorum ama artık en ufak görüş farklılıklarının olduğu yerde düşünsel savaşa dönüşen kavgalar eksik olmuyor..
Bu yaşıma kadar, bir tartışmanın sonucunda tuttuğu takımı (ki en büyük Beşiktaş), benimsediği hayat görüşünü, desteklediği siyasi partiyi, en sevdiği rengi... değiştiren insanlar görmedim. Belki de benim cahilliğim..
Bizler birçok konuda çok az şey bilirken, bu kadar çok konuşabilecek ahmaklığa düşen eşsiz yaratıklarız. Bu özelliğimizle gurur duyabiliriz. A. Einstein'in güzel cümlesine atfımızı yapalım: "Yalnızca iki şey sonsuzdur: evren ve insanoğlunun ahmaklığı. Bu arada birincisinden o kadar da emin değilim."
Fanatizm, özellikle de bizim gibi gelişmekte olan (gelişmemiş, geri kalmış demeleri raconu bozduğundan bu yumuşatılmış sıfatı kullanıyoruz) ülkelerde ciddi bir sorun. Okeyde taş çaldı diye adam bıçaklayanlar mı aramazsınız, dizi karakteri ölünce cenaze namazı kılanlara mı, tuttuğu takımın yenilgisi sonucunda kamp yerini basıp sporculara tekme tokat girenler mi ararsınız. E maşallah bu örnekleri ne kadar çoğaltabileceğimizi düşünün!..
Artık biraz okuma zamanı, biraz bilme ve gelişme vaktimiz gelmedi mi? Son okuduğumuz kitap denildiğinde Cin Ali ya da Ayşegül serisi aklımıza gelmese artık? Ya da 1 kilo kömüre oyumuzu satmayacak kadar gelişsek? Hangi partiye neden oy attığımızı, hangi partilere neden oy atmadığımızı bilebilsek nasıl olur? Feminizm boyutuna kilometreler kala cinsiyetimizin haklarını, fanatizme de mesafeler kala taraflılıklarımızı savunabilsek?.. Uzlaşabilsek.. Yakınlaşabilsek..
Yalnızlık gömleğini üzerimizden çıkarabilsek..
Tek düzelikten kurtulup artık dünyaya kendi gözlüklerimizden değil de farklı kültürlerin bakış açısıyla bakalım derim.. Çok popüler bir kelime, bu yazıda eksik kalırsa çatlarım toplum olarak "empati" kuralım derim.. Anlamaya çalışalım derim.. Derim derim derim..
Standart, makineleşmiş insan tipinden çıkıp, tercih ettiklerimizden değil etmediklerimizin gözleriyle bakalım biraz da hayata. O an neyi gerektiriyorsa (kendimiz, geçmişimiz ya da toplumsal dogmalar tersini gösterse bile) onu yaşayalım.. Anı yaşayalım..
Son söz Erma Bombeck'ten gelsin.
"Anı yaşa.. Titanik gemisinde tatlı ikramını geri çeviren bütün o kadınları düşün."
Afiyet olsun Türkiyeeee :)
Sevgiler
Hacı Bektaş Önal
http://www.hacibektasonal.blogspot.com
7 Mart 2010 Pazar
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder