Yine 1 Mayıs daha geçirdik. 30 yıl önce atılan sloganları
2012 de bir kez daha hep birlikte attık. Taksim alınmış, kale zapt edilmiş ve tüm
savaşımlardan zaferle çıkmıştık. Bir bayram havasında geçti 1 Mayıs.
Peki neden ben bu bayramı içimde yaşayamıyorum? Neden 1
Mayıs benim için üniversite yıllarımızın “devrimcilik” oyunundaki kadar bir
mihenk taşı özelliğini taşımıyor? Çünkü gün geçtikçe eriyoruz. Gün geçtikçe
azalıyoruz. Görüşümüzü destekleyecek hiçbir siyasi çalışma/grup/parti 21. Yüzyılın
gereklerine uygun bir halde kendini yenileyemedi.
“Onlar” her alanda egemenliklerini kabul ettirdiler. Meclisi
ele geçirdiler.. Cumhurbaşkanı oldular.. Adalet, sağlık, sosyal güvenlik
kurumlarında resmi bir ideoloji hakim: AKP
Ordumuzun gücü zayıflatıldı ve yeni nesiller çağdışı
sistemler uydurularak “kendilerinden” olarak yetişmesi sağlandı. Peki sonuç ne?
Recep Tayyip Erdoğan Bulvarı…
Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi…
Recep Tayyip Erdoğan Stadı…
Recep Tayyip Erdoğan Nesli…
Bu yazının amacı asla bir yergi değildir. Ben tebrik de
ederim zat-ı alilerini. Amacım tamamen bir öz eleştiri..
Dünyadaki “Sol” un ilk yılları da dahil olmak üzere bir tek
günümüz Türkiye’sinde Sol elitist; sağ halkın desteklediği siyasi kanatlar. Sağ
en çok oyunu, normalde solun kalesi olması gereken yerlerde alıyor. Dünya
siyasi tarihine de geçmişizdir herhalde. Bizde en muhafazakar görüş
destekleyicileri sol kökenliler. Ne oluyor? Devir mi değişiyor?
Ben onu bunu bilmem. Kendini solcu gören ve ulusalcılık
ekseninde toplanan herkes özeleştiri yapmalı. Artık okuyan, okuduğunu anlayan,
anladığını yorumlayan, yorumladığını özgürce ifade eden bir sol anlayışına
ihtiyaç var. Mevcut görüşümüzdeki tüm siyasi parti liderlerinin ve lider
konumdaki tüm yöneticilerin emekliliklerini arz ediyorum. Bu işi başaramadınız
beyler!! Evinizde anılarınızı yazın artık. Kitabın ismi de belli: “Bir
Çöküşteki Affedilmez Sorumluluklarım”
Partiler mi birleşiyor.. Kurultaylar çalıştaylar mı
düzenleniyor bilemem.. Sol yeniden halkla barışmalı. “Karaoğlan” dan beri
dağlarda taşlarda yazılı bir “umut” göremedik. Artık sosyal medya Atatürkçüleri
olmaktan vazgeçelim. En bilimsel yöntemlerle, pazarlamanın son trendleri ile
halkımızı selamlayalım.. Anons arabalarını rafa kaldırıp gençliği yakalamasını
bilelim. Sponsorluklar geliştirelim. Uğur Mumcu’nun dediği gibi “İlgililerin
Bilgisiz; Bilgililerin İlgisiz” olduğu bir toplumdan uzaklaşalım.
19 Mayısların kutlanmasından rahatsız olan, Kemalist görüşte
olan herkesle intikam almaya çalışan, Cumhuriyet değerlerini altüst eden bir
iktidara karşı sizce de pek pasif değil miyiz?
Laik Cumhuriyetimiz’in 100. Yılını görmemesi durumunda
çocuklarımıza ne anlatacağız? O kadar Tweet attım çok uğraştım başaramadım mı
diyeceğiz.
Sevgili yoldaşlarım, yol arkadaşlarım, arkadaşlarım..
Yüreğinde az ya da çok bir şekilde vatan sevgisi olan herkesin özeleştiri
yapması ve yarından tezi yok fikrine yakın siyasi partiye, derneğe, vakfa aktif
üye olması gerekir.
Hepinizin 1 Mayıs’ını Devrimciliğimin Olanca Ateşiyle kutlarım.
Hacı Bektaş Önal


