"İlahi Türkan... Böyle bir zamanda yaşama veda edilir mi" dedi..
"Daha çok yaşaman lazım, daha çok aydınlatman lazım" dedi Ugur Mumcu bulutların arasından.
Boğazında birşeyler düğümlenmiş, hayatını çağdaşlığa adamış Türkan kısık seslerle fısıldads: "Hocam fazla dayanamadım. Çok yıprattılar her türlü baskıyı yaptılar. Son kalan yaşama enerjimi bitirdiler.."
Sarıldı Türkan Hocasına. "Hocam" dedi "Sizi çok özledim.." İkisinin de gözlerinden yaş süzülürken Uğur dedi ki "Bak Ahmet de seni almaya geldi.."
Ahmet Taner Kışlalı öptü, sevdi öğrencisini. Bir öğrencinin duyacağı en guzel cümleyi duydu Türkan: "Seninle gurur duyuyoruz kızım..
...
"Yüzbinler bu esnada yürüyordu yer yüzünde. Hepsinin gönlünde acı bir 19 Mayıs Coşkusu! Dillerde tek bir slogan: "Türkiye Laiktir; Laik Kalacak.." O ne coşkuydu öyle, o ne aklı başında bir tepkiydi son gunlerine saygısızlık yapanlara duyulan..
Hablemitoglu geldi arkadaşının yanına. Dostum dedi bak kalabalığa.. İşte dedi yaşamak mı önemli, yaşarken ne yaptığın mı..
Çok duygulandı Türkan. Geri dönmek istedi kalabalıktaki her bir bireye tek tek sarılıp teşekkur etmek istedi. Teşekkür etmek ve gözlerden dökülen yaşları silmek tek tek..Başını çenesinden Muammer Aksoy tuttu ve gülümseyerek baktı gözlerine.. Sildi gozyaslarini hafifce.. Bahriye Ucok ile sarmas dolas oldular ozlemden.. Gururdan ve hasretten.. Hepsi de gururla ağlıyordu. Bu duygusallığı bir haykırış kesti: "Dikkaaaat!!" Yüzbinlerce Mehmetçik sıra durmuş, önlerinde Menemen de katledilen Kubilay.. Kubilay ki gençliğini yaşayamadan katletmiş cehalet ordusu.. Kubilay ki artık mareşal..
İlahi Türkan.. "Böyle bir zamanda yaşama veda edilir mi" dedi.. Daha çok yaşaman lazım, daha çok aydınlatman lazım dedi Uğur Mumcu bir kez daha. Bir ses belirdi en aydınlık yerden:
"O yanımızda ama yüzbinlerce kardelen yetiştirdi. Şimdi gün o kardelenlerin, gün yurtseverlerin" dedi Gazi Mustafa Kemal...
Yaşamanın Tutkusuyla,
H.Bektaş ÖNAL
Yaşam dolu olmayan herşeyi bozguna uğratmak için; ve ecel geldiğinde farketmemek için hiç yaşamamış olduğumuzu..
"Ölü Ozanlar Derneği" kimimize gore bir gençlik kitabı/filmi; kimimize göre müthiş bir hayat dersi. Daha önce izlemediğimden dolayı kendimi eleştirdiğim Ferhan Şensoy'un Son Ders filmi de bu filmle benzer mesajlar veriyor.
Zaman olur bazı şeyleri hayal ederiz. Bir çoğumuzda bu hayal, hayal olmaktan öteye geçemez. Pek azımız, belki de cok özellerimiz hayallerimizi gerçeğe çevirme ayrıcalığını yaşıyor..
Ne hedefliyoruz hayatımız için?
Neyin peşinden gidiyoruz? Mutlu muyuz?
Bunu birkez daha sormak istiyorum..
Cidden mutlu muyuz?
Yoksa bacaklarimizin uzerine oturduk ve onlar bizi nereye gotururse biz de oraya mi gidiyoruz?
Bu carka mudahalelerimiz olacak mi? Olmali mi?
Öldüğümüzde onur duyabilecegimiz bir hayatimiz olacak mi?
Öldüğümüzde kac kisi cenazemiz pesisira yürüyecek?
Bu kisiler sadece ailemiz mi olacak?
Ailemiz mi olmali sadece?
Yoksa insanlar Ugur Mumcu gibi, Deniz Gezmis gibi oldukten yillar sonra bile yuzbinlerle sayilacak nitelikte ve nicelikte alanlara kosup pesimiz sira gozyasi dokup slogan atacaklar mi?
Yiten, bosa giden bir ömür mu yaşıyoruz yoksa?
Ömrumuz hayatimizin bizim hur irademizle yasayamayacagimiz kismi mi yoksa?
Yarim olan hayatimizda her seyi birakalim mi artik?
Yarim kalan islerimizi de suratle tamamlayalim mi?
Yarim dostluklarimizi bir tarafa birakalim..
Bizim cizmedigimiz ve dahasi istemedigimiz bir hayatin bize dikmis oldugu bu dar gomlekleri yarindan itibaren yirtip atalim mi?
Bizi gercekten mutlu eden ne varsa yarindan itibaren pesi sira duselim mi peki?
Bizi daha agir basli olmak zorunda birakan sehir giyisilerini bir tarafa birakalim mi artik?
Ve kalbimizin bizi yonlendirdigi yere dogru yelken acalim mi..
Yillar once tecavuz edip bir kenara attigimiz beyin polyannalarimizi tekrar hayatimizin kadini yapalim mi..
Ve sevdigimiz kisilere, onlari cok sevdigimizi soyleyelim mi korkmadan, cekinmeden, usanmadan bikmadan?
"Ona sevdigimi soylersem acaba onun karsisindaki vakur agirligimi kaybeder miyim" diye dusunmeden karsimizdakine seni seviyorum diyelim mi?
Sevgimizi haykirirken ben de seni seviyorum yanitini beklemeden, bu yanitin onemine takilmadan.. Nazimin dedigi gibi biz elmayi seviyoruz diye elmanin da bizi sevmek zorunda oldugunu asla dusunmeden sevgimizi usul bir sessizlikte haykiralim mi..
Ya da otobuse bindigimizde yarin sabah donup otobustekilere gunaydin diyelim mi..Firmamizda calisan ya da apartmanimizi temizleyen ya da kosedeki super markette calisan kasiyerin ismini soralim mi gulumseyerek?
Hayatin ozunu iliklerimize kadar hissedelim mi yarindan itibaren..
Ben tum bunlari yasamsal tum tutkumla yapmak istiyorum.
Kaybettigim her saniyeyi olagan ustu onemli bir yikim, kacan bir tren, tek rakamla kacirdigim ve telafisi asla olmayan buyuk ikramiye olarak adledecegim.Ve tum bunlari yapmazdan once Behcet Necatigil'in siirini okuyarak baslayacagim baskalarinin cizdigi yazgimi yirtip kendi hur irademin kaleme aldigi kisisel menkibemi yasamaya..
"Sevgileri yarinlara biraktiniz..
Cekingen, tutuk, saygili.
Butun yakinlariniz sizi yanlis tanidi..
Bitmeyen isler yuzunden
(Siz boyle olsun istemezdiniz)
Bir bakis bile yeterken anlatmaya herseyi
Kalbinizi dolduran duygular kalbinizde kaldi.
Siz genis zamanlar umuyordunuz
Cirkindi dar vakitlerde bir sevgiyi soylemek.
Yillarin telaslarda bu kadar cabuk gececegi akliniza gelmezdi.
Gizli bahcenizde
Acan cicekler vardi
Gecelerde ve yalniz
Vermeye az buldunuz
Yahut vakit olmadi.." | Behçet NECATİGİL
Sevgilerle..
H.Bektaş ÖNAL