bektas

bektas

13 Kasım 2009 Cuma

8 Kasım 2009 İzmir Mitingi Konuşma Metnim..

Gün daha o gün değil.. Derlenip dürülmesin bayraklar..
Dinleyin, duyduğunuz çakalların ulumasıdır.
Safları sıklaştırın çocuklar,
Bu kavga faşizme karşı, bu kavga irticaya karşı, bu kavga ABD uşaklarına karşı, bu kavga hürriyet kavgasıdır.

Cumhuriyetimizin, bağımsızlığımızın, ulusal devletimizin, büyük bir yıkımla karşı karşıya olduğu bugünlerde, burada, Gündoğdu Meydanı’nda toplandık. Yurtseverler, Atatürk devrimcileri, işte bu alandan taşan coşkumuz, kararlılığımız, Amerika’nın açılımlarının, Türkiye’deki proje memurlarının karşısında en büyük gücümüzdür. Bu gücü dosta düşmana gösterdiğiniz için hepinize selam olsun.

Karşı devrimin, 1950’lerden günümüze hızlanarak gelen adımları sonucunda, bugün cumhuriyetten geriye ne kalmıştır?
Amerika’nın sözleşmeli personeli ne kadar cumhurbaşkanıdır?
Amerika’nın Türkiye’yi ve tüm Ortadoğuyu parçalama planı olan Büyük Ortadoğu Projesinin Eşbaşkanı ne kadar başbakandır?
Açılım adı altında, ülkemizi, etnik ve dinsel çatışmalara sürükleyen, PKK ile pazarlıklar yapan, Ermenistan açılımı ile, Kıbrıs açılımı ile Amerika’nın çıkarlarına hizmet edenler, ne kadar hükümettirler?
Yurtsever aydınlarımızı, askerlerimizi, rektörlerimizi, hocalarımızı hiçbir hukuki dayanağı olmadan Silivri zindanlarında tutup, teröristler için, hem de onların ayağına götürülerek, çadır mahkemeleri kurmak, ne kadar Cumhuriyet hukukudur?
Tarikatların, cemaatlerin, ağaların hâkimiyetinde bir halk ne kadar özgürdür? Bütün bunlar karşısında sadece öfkelenmek, sinirlenmek ne kadar çözümdür?

Devrimci arkadaşlarım,
Bizlerin önünde bu tepkinin sesi olmak, bu öfkeyi doğru bir program etrafında örgütleme görevi durmaktadır.
Büyük bir görev ve sorumlulukla karşı karşıyayız. Türkiye, bugün içeriden, cumhurbaşkanlığı makamından, iktidar mevzilerinden saldırı altındadır. Büyük Atatürk’ün, Gençliğe Hitabesi’nde, çizdiği manzara fazlasıyla gerçekleşmektedir.
Bu saldırıyı püskürtmek, geleceğimize, birliğimize sahip çıkmak, yeniden cumhuriyetimizi vatan hainlerinden ayıklamak, önümüzde duran görevimizdir.
Bizler, görevi Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ten alan, Türk devrimcileri, Namık Kemallerin, Talat Paşaların, Tıbbiyeli Hikmetlerin, 68’in devrimci gençlik hareketinin, Ahmet Taner Kışlalıların, Uğur Mumcuların, Bahriye Üçokların, Kubilayların bugünkü temsilcileri, Türkiye’nin yurtsever gençliği olarak, bu mücadelede üzerimize düşen sorumluluğun farkındayız. Kararlılıkla, cesaretle karşılarına dikiliyoruz. Artık daha kararlıyız, artık daha da bağlıyız hedeflerimize..

Buradan bir öneride bulunmak istiyorum.. Gençlikten korktuklarını, gençliğin hür iradesine vurmuş olduğunuz parangalardan biliyoruz.
23 Nisan’larda çocukları 1 günlüğüne cumhurbaşkanlığı, başbakanlık ve bakanlık koltuklarına oturtuyorlar.. 19 Mayıs’ta da burada bulunan biz gençlere o koltukları 1 günlüğüne de olsa terk etsinler..
Bakın bakalım yalan oluyor mu?
Talan oluyor mu?
Terör kalıyor mu?
Vatan hainleri, cumhuriyet düşmanları bir günde hak ettikleri cezayı nasıl alıyorlar…
Ülkemiz başı dik nasıl yönetiliyor..
Bağımsızlık ve gerçek demokrasi mücadelesini vermenin, ayyıldızlı bayrağımızı daha da daha da yukarılara yükseltmenin zamanıdır.
Bugün, Bağımsızlık bayrağını yükseltenler, Tayyip Erdoğanların, Abdullah Güllerin karşısına dikilenler, ulusumuzu Türküyle Kürdüyle birleştirenler tarih yazacaklardır. Türkiye Gençlik Birliği olarak 25 üniversitede karşı devrimcileri, işbirlikçileri protesto ettik ve ediyoruz.
Bizler, ulusumuzun milli duruşunun neferleriyiz. Ulusal tepkiyiz, ulusal iradeyiz, ulusal direnciz. Atatürk Gençliği Görev Başındadır..

Tarih yazmak üzere yola çıkan gençliğin, olağanca heyecanı ve kararlılığı ile, sizleri damarlarımdaki tüm devrimci kanımla selamlıyorum.
Selam olsun devrimciler,
Selam olsun yurtseverler,
Selam olsun Türkiye…

Türkiye Gençlik Birliği adına,
Hacı Bektaş Önal