bektas

bektas

7 Mayıs 2021 Cuma

Her gece biraz soğuktur...


Her gece biraz soğuktur. Sesler daha gür çıkar geceleri. Her yer sessizdir, her bakış sessizdir, her ses biraz daha sessizdir. Gündüzlerde yitirdiğimiz duygulardan kaçamayız geceleri. Karanlıkların içindeki duygu selinin tetikçileri oluverir düşüncelerimiz. Kapatıveririz kendimizi düşlerimizin zindanlarına.

 

Hepimiz biraz o zindanlarda yaşamıyor muyuz? Hepimiz biraz titrek değil miyiz gecelerin bizlere söylediği dürüstlük şarkılarını duyduğumuzda? Yaşamın girdaplarında bir o kadar boğuşmuyor muyuz karanlık çöktüğünde? 

 

İşte karanlıklar içinde tek gerçek fısıldar bize ne kadar yalnız olduğumuzu… Yalnızız. En yakınımızdakilerin ne kadar sahte olduğunu öğreniriz. Bilmediğimiz şey miydi? Değil. Ama sahte zafer sarhoşluklarının yakamızı bıraktığı ilizyonlardan sonra geriye kalanımızdır gece. Yakınlarımızın uzak olduğu; uzaklarımızın aslında ne kadar yakın olduğunu anlarız. Çıplak hissederiz kendimizi bu gerçek karşısında. Çıplak ve yorgun.

 

Kirpiklerimiz ağırlaşır. Keşke konuşmasa deriz yalnızlığımız bizimle. Keşle bıraksa yakamızı geçmişimizdeki olmamışlıklarımız… Makyajlar yaptığımız gizlerimizin rimelleri akmış, gerçek ortaya çıkmıştır artık. Öğündüğümüz herşey bir sıfırdır, kocaman bir sıfır…

 

Küsmemeliyiz geceye, yok. Sadece göründüğümüz dev aynalarında olmadığımızı daha iyi anlamalıyız artık. Gecelerimizin gerçekliğiyle gündüzlerimizi barıştırmalıyız. “Biz” olmalıyız kendimizle… Daha kaç tokat yiyeceğiz yalnız olmadığımız fikrini gerçek gibi savunurken? Kaç kere daha itileceğiz hayallerimizin yamacından aşağı?

 

Gelin bu gece, kendimizle barışalım. Yalanlarla kurduğumuz imparatorluklardansa gerçeklerimizin mahallesinde mutlu olalım. Gerçeklerin acımasızlığı, yalanların zamanı geldiğinde yüzümüze vurduğu tokattan daha sert değil ya…


H.Bektaş Önal