bektas

bektas

18 Ağustos 2011 Perşembe

Paranoyaktif Yaşamlar ve Yalınayak Balıkçılar


Rutin cağımızın vebası... Hayatın ta kendisi belki de... Fotokopi kağıdıyla çoğaltılmış günler, hastalıklar, aşklar, tutkular ve gerginlikler... Veee yaşamın tüm albenisini yitirdiği sevimsiz günler..

Siz de kendi içindeki labirentlerde kaybolanlardan misiniz?.. Kendi için hazırladığı kolay sudokunu çözemeyenlerden misiniz?

Ya da mistik bir el tarafından günü, hayatı ve tercihleri kontrol edilen yaşamsal kobaylardan misiniz?

Önümüze tuzak bir peynir konuluyor ve hayatimizin en güzel günlerini, aylarını onu yakalamaya harcıyoruz.. İşin kötüsü bu peyniri de çok büyük olasılıkla kendimiz koyuyoruz..

Bazen öylesine yaşamın girdaplarında kayboluyoruz sığ sularda... Bahsi geçen sığ olan sular ise ne acıdır ki hayatlarımız.. Derinliğimiz kalmadı.. Sanattan mahkum, sohbetten mahkum, asktan mahkum, yaşamsal tutkudan mahkum... Aldığı her nefesi yaşamsal bir zafer saymaktan uzak..

Güvensizleştik.. İlk tanıştığımız kişilere, yeni işimizdeki çalışma arkadaşlarımıza hatta ailemize, hatta dostlarımıza, hatta benliklerimize güven duyamıyoruz.

Yasam artik bir tur paranoya.. Bir girdap.. Zor.. Çok zor.. Daha da zor hale getiren gölge oyunu ustaları yine bizleriz... Oynattığımız kuklalar ise geleceğimiz.

Çoğu zaman İzmir Foça'da gün boyu çıplak ayakla gezen balıkçılara o kadar çok imreniyorum ki.. Balıkçı olmak.. Evet sanırım 20 yıl sonrası için kariyer planımı buldum.. Foça'da balıkçı olmak.. Ama herhangi bir balıkçı değil. Çıplak ayağıyla gün boyu dolaşanından. Keramet çıplak ayakta çünkü..

Rastgele...


Bektaş,

www.bektasonal.com

www.hacibektasonal.blogspot.com

28 Haziran 2011 Salı

Ozgurluge Giden Yol...

Yollarimizin belirsizligi yasam boyu tercihlere zorladi bizi.. Her secim urperticidir aslinda.. Bir yonelimin olmadigi ozgurluk urperticidir bir bakima..

Bilindik yanlari olan ulkede tutulacak bir yoldur bu.. Herkes kendi yolunu kendi bulur orada. Hatta herkes kendi yolunu kendisi icin bulur..

Bulunan yollarda var olan umutlar belirir her noktada.. Bir 'es' belirir sonra ufukta.. Bir es.. Icten ve derin bir sessizlik kapli. Durup dusunursun.. Dalarsin uzaklara..

Uzaklar ki mutlulugunu animsatir sana..

Uzaklar demisken.. Benliklerimize ne kadar uzagiz. Hepimiz neden var oldugumuzu unutup apayri bir senaryo yaziyoruz kendimize.. Oysa biz kendi oyunumuzun birer oznesiyiz. Burda ise gizli oznelerle suruyor iletisimlerimiz.. Giz aralanmiyor..

Benliginle ayri bilgilerle sakladigin hersey, yuzyillarin tukenisine dek senden ayri kalacak. Tarihimizin derinliklerinde aci olsa da cocuk safligiyla umutla bakariz yarinlara..

"Evet evet en mutlu gunlerimiz kesinlikle mazimizde degil" ne buyuk bir polyannacilik. Oysa coktan tecavuz etmemis miydik bazimizin icindeki polyannaya? Bir kenarda duran curumuz beden ona ya da cocuk safligimiza degil miydi?

Gozlerimizden ates cikaran canavarlara donusme vaktimiz geldi. Sonucta iblisle isbirligimiz artik desifre oldu.. Batiyoruz!..

Ama biz bu yolu bilerek sectik. Bilerek ve isteyerek. Bu yuzden birsey iyi mi kotu mu diye ayirt etmeden yapmali. Iyi mi kotu mu oldugunu bilmeden sevmeli birseyi..

Bu satirlari okuyan sen.. Sana coskuyu ogretecegim. Aslinda ogretmeyecegim, icindeki, derinindeki, ozelindeki coskuyu cikaracagiz ortaya. Artik ruhunun ozgurlesme isyanlari basliyor. Tekduzelige ve hayatin bize bictigi motorize olmus yasamlara karsi gelistirdigimiz devrim kanli gerceklesiyor.

Yasasin ozgurluk !..

Lacivert sevgiler...

22 Haziran 2011 Çarşamba

Defolu Olanlar El Kaldirsin !

Zamanin getirmis oldugu en onemli dayatma ne yazik ki rutin..

Rutin.. Siradanlik girdabina oylesine kaptirdik ki kendimizi artik kurtulamiyoruz. Aslinda bas bas bagiriyor, can cekisiyor icimizdeki isyankar kisiliklerimiz.. Sessiz cigligini duyabilmis degiliz..

Hedeflerimiz ayni, amaclarimiz ayni, hayata bakis acimiz ayni, baktiklarimiz ayni, baktiklarimizda gorduklerimiz ayni.. Tek bir kalemden cikmis otomatik imalat gibiyiz. Kusursuz uretildik ve yok aslinda birbirimizden farkimiz..

Evet kabul ediyorum. Defoluyum.. Bu surecin farkliligini asimile etmedigi azinliktan biriyim.. Veee el kaldiriyorum ben burdayim diye: "Soru sorabilir miyim? Nicin tek duze olduk?", "Ne zamandan beri hayal dunyamizi griye boyadik?"

Elbette yanit alamiyorum..

Hayatimiz bir tiyatro oyunu olsaydi bir cogumuz ilk perdeden sonra cikardik oyundan. Senarist ne kadar da rutin diye.. O yazarin hicbir oyununa bir daha gelmezdik..

Hayati hareketlendirmemiz lazim. Izlemeyenler icin "Olu Ozanlar Dernegi" filmini oneriyorum. Yasamimiza biraz renk katmaya, biraz cilginlik, hayal kurmaya baslayalim mi? Ne zaman mi? En yakin zamanda!!! Hayir en yakin zaman cok gec.. Simdi.. Su an.. Su saniye.. Hemen..

"Hayati cok renklidir. Bu renkli hayatinda basariyi ve mutlulugu yakalamis seckin insanlardan biridir O" daki "O" siz olmaniz dilegiyle..

Lacivert sevgiler...

17 Ocak 2011 Pazartesi

Tuhaf Yazi

Bir yazı yazılmalı.. Öyle bir yazı olmalı ki bu, okuyana ışık versin.. Kelimeler çağlasın, dile gelsin.. Dürüstlüğün, doğruluğun şarkısını söylesin dizeler..
Anlaması kolay olmasın, yok!.. Anlaması herkese nasip olmasa da, anlatması mümkün olsun yüzüne nur vurmuşlara da kalbi karayla mühürlülere de..
Her lisanda söylene gelsin.. Her lisanı tek dile, tek yüreğe indire gelsin..
Hakkı, adaleti, doğruluğu, doğruyu ifade etsin yazı.. Adı ne makale olsun ne deneme.. Ne şiir olsun ne anı.. Kendi halinde, kendi başına bir türü olsun..
Öfkeyse öfke, mutluluksa mutluluk, tutkuysa tutku şüpheyse şüphe, sevgiyse sevgi anlatılsın yazıda..
Öfke ki, ucu bucağı olmayan cinsten.. Almanya'da Hitler'e, Kerbela daki Yezit'e duyulandan, Güneydoğu'da teröristlere hissedilenden..
Mutluluk ki, her gönüle lüks gelecek cinsten.. Bir çocuğu olan annenin hissettiklerinden, hayatını dolu dolu yaşadığını düşünen bir bilgeden bile öte olanından..
Tutku ki, en yasanılası, en ask kokanından.. Ferhat olmayı, Kerem kılmayı bileninden.. Tutku ki en büyülüsü en yücesi vatana duyulanından..
Şüphe içersin yazı... Şüphe ki, en derininden, en kafa karıştıranından.. 1 günde salınan Hizbullah örgüt üyelerine karşılık, içeride 2 yıldır tutulan memleketimin aydınlarına karşılık gelen şüphe boyutunda.. Her geçen gün daha da belirginleşen şeriat devleti olma serüvenimize götüren ayrıntıların kafamızda oluşturduğu şüpheden..
Sevgi anlatsın yazı... Sevgi ki, vatana duyduğumuz, sevgiliye sunduğumuz, aileye verdiğimiz, paylaşıldıkça artan bir matematiğe sahip olanından...
Her duygu coşkulu bir şekilde yazılsın yazıda.. Her şarkı söylensin.. Her ifadeye yer verilsin... Okuyanın yüzünde ışık, aklında ışık, ruhunda ışık oluşsun.. Kelimeler dile gelsin ve artık dildeki mühürler çözülsün...
En kalbi muhabbbetlerimle...
H.Bektaş Önal

Devrim Cocuklari ve Soyledigi Sarkilar

ep dillerdekki bir soylemdir "Devrim once kendi cocuklarini yer" diye. Ne kadar da dogru..

Hayatin karsimiza neler cikaracagini kestirmeye calismayi uzun suredir kesmistim. Hanidir beyhude gelirdi.. Simdilerdeyse komik bir hal almaya basladi.

Yillarimiz devrime olan inancimiz ve bagliligimizla gecti. Insanlar siraya sevgililerinin isimlerini kazirdi bizler politik kavgamizin imzalarini, sloganlarini. Genc yureklerimiz atesli carpardi.. Tutkuluyduk vatan ugruna.. Deniz Gezmisi o kadar benimserdik ki biri Deniz dese carsida donup bakar olmustuk. 1 Mayislari beklerdik 1 yil boyunca.. Afislemelerden bayraklamalardan sabahlara kadar yapilan bayrak, flama boyalarindan oylesine haz alirdik ki, yasamimizi bu ugura adardik.

Adadik da...

Bir 1 mayistan kalici bir iz de vardir sirtimda. Nisan gibi onurla tasirim onu.. Ileride Hasan Cemal gibi, Yigit Bulut gibi donmemem icin bir iz kaldi sanirim ilahi gucten bana..

Bu yazinin devaminda atesimizi yitirdigimizden bahsetmeyecegim, yok.. "20 yasinda komunist degilsen kalbin; 40 yasinda hala komunistsen aklin yok demektir" soylemi icin de acilmadi bu konu.

Yuregimizden gecen bilinsin istedim. Gecmisimiz bilinsin. Tarafindaliklarimiz gorulsun, bilinsin, gozlensin.. Bir yandan demokkrasi, ozgurluk diye bagirirken diger yandan kelimelere takilip ozu es gecen yapimiz oldugu icin yanlis yer almak istemeyiz belleklerde.

Mustafa Kemal Devrimciligine olan bagliligimiz fasizan bulunsa da, bizler sagli sollu tum fasist mudahalelerden nasibini en cok alan insanlar olduk. Ugur Mumcular.. Ahmet Taner Kislalilar.. Deniz Gezmisler.. Bahriye Ucoklar.. Necip Hablemitogullari.. Muammer Aksoylar.. Kubilay'dan gunumuze bu listeyi derinlestirebiliriz.

Ne yapti bizleri, Kemalist Devrimcileri tatli gol solculari olarak gorenler? 2 yila yakin suredir gorusumuzun onde gelenleri daha suclarini bile bilmeden icerideyken gunumuz demokratlari giklarini cikaramadilar. Elestirmediler bile.. 3 maymunu oynamadilar mi? Hapishaneye saglikla girip tabutla cikanlar karsisinda herkes ironik bir TARAF oldu.. ZAMAN kotu tabi. RADIKAL olan kaplanlar bile kedicik oldular..

Biz.. Bu vatani kuranlara her daim sahip cikacak, sevgiyle askla bagli olanlar.. Oldurulsek de iskence gorsek de, kapanlara zindanlara atilsak da.. Hic bir zaman Mustafa Kemal ulkumuzden, idealimizden, amacimizdan vazgecmeyecegiz.

Sizleri devrimciligimin olanca atesiyle selamlarim.

Not: Amirim adresimi biliyorsunuz. Saat 4 te musaitim. Beklerim. Gelmezseniz cok darilirim..

Haci Bektas ONAL
www.hacibektasonal.blogspot.com