23 Ağustos 2009 Pazar
Kariyerizm
Bir makale okdum. Genelde makale okumayı ve yazmayı çok severim ve genelde makaleyi tüm boyutlarıyla ele almaya çalışırım. Küçük detayları görmeye çalışırım. Geçen gün okuduğum bir makalede ise, yazının genelindeki sava genellikle katılmakla birlikte bir kelimeye fena halde takıldım. Bir kelimeye, üstelik konunun içeriği ile ilgisi olmayan bir kelimeye takılmak çok tarzım olmasa da günümüz siyaset anlayışının neden tökezlediğini çok açık gösteriyordu.
Cümle şu:
“…görünümü altında partimize yabancı, takiye, anket manipülasyonu, hizipçilik, kariyerizm ve demagojinin partimizde hakim üslup haline gelmesindeki rolünden…”
Her bir kelimeyi uzun uzun tartışabiliriz. Ben de zaman zaman bu kelimeleri politik tartışmalarda ve sohbetlerde kullanırım. Ancak cümlede geçen “kariyerizm” kelimesi ciddi anlamda dikkatimi çekti.
Öncelikle Kariyer nedir? Bu soruya yanıt bulmaya çalışalım..
Kariyer sözcüğünün en işlevsel anlamı, seçilen bir iş yolunda ilerlemek ve bunun sonucunda daha fazla sorumluluk üstlenmek; daha fazla saygınlık, erk ve prestij elde etmektir.
Çeşitli kaynaklarda rastladığım tanımlar:
• Kariyer, kişinin hayatı boyunca gerçekleştirdiği faaliyetlerdir.
• Kariyer, bir insanın çalışabileceği yıllar boyunca, herhangi bir iş alanında adım adım ve sürekli olarak ilerlemesi, deney ve yetenek kazanmasıdır.
• Kariyer, bireyin kamu yada özel çalışma yaşamında ilerleme sağlayacağı, bir başarı elde etmek amacıyla izlediği ve çalıştığı alandır.
• Kariyer, ilerlemedir. Bir örgütte yada profesyonel hiyerarşide genellikle yukarıya doğru olan hareketlilik açıklanmaktadır.
• Cascio, kariyeri bireyin yaşamı boyunca mesleki pozisyonlarının sırası olarak tanımlanmaktadır.
• Kariyer, kişinin yaşamı boyunca edindiği işe ilişkin deneyim ve faaliyetlerle ilgili algıladığı tutum ve davranışlar dizisidir.
• Bir psikolog gözüyle bakıldığında; “kariyer, bir bireyin işi ile ilgili pozisyonları kişisel yaşama süreci boyunca peş peşe kullanmasıdır. (BKO İK Kariyer Yönetimi Eğitim Notlarımdan)
Peki sol bir partide görev alan ve yukarıda bahsettiğim makaleyi yazan kişiler “Kariyerizm” diye ifade ettikleri kavramı açıklarken yukarıdaki hangi ifadeyi kullanmaktadır? Başka bir ifadeyle, yukarıdaki tanımlamalar içerisinde baktığımızda “Kariyer” sözcüğü ya da hedefi neden özünü özgürlükten, ilerlemeden ve bilimden alan sol felsefe için kötü, kaka olsun?
Sorunun yanıtı beni cidden karamsarlaştırıyor.
Kariyeri klasik kapitalist bir hedef olarak ortaya koymak, kariyer hedefi içerisinde olan kişileri umarsız bir iştahla, hayatsal değerleri bir tarafa koyan, hisleri, değerleri olmayan bir güruh halinde değerlendirmenin bir sonucu kuşkusuz.
Ben öyle düşünmüyorum!
Güçlü toplumlar, güçlü bireylerden oluşur. Tümevarım felsefesi yani.
Bireyler güçlendikçe sosyal devlet talebi artacak, verimlilik artacak, dolayısıyla da ekonomi ve devlet gelişmiş olacaktır.
Sadece 70 li yılların –ve hepimizi hala çok heyecanlandıran- sloganlarından öteye gidemeyen günümüz sol felsefesi kendini mutlaka yenilemelidir. Kariyeri, verimliliği, üretmeyi, istihdamı, yatırımı gerçekten bilimsel gerçeklikler olarak görmek ve bu şekilde düşünen kişileri “vahşi” kapitalist olarak sınıflandırıp asimile etmemeye çalışmalıdır.
Kent burjuvasisinde sınırlı kalmak yerine, toplumun her kesimine hitap edecek söylem ve slogan geliştirmelidir. Proje yönetimini hayata geçirmelidir. Kemalist çizgide bulduğum Siyasi partilerle paylaşacağım araştırmam olan “Siyasi Partilerde Stratejik Planlama ve Süreç Yönetimi” çalışmamda günümüz sol felsefesini nasıl güncelleriz, nasıl 21 yüzyılın en “sürdürülebilir” kavramı olan inovasyon sınırları içerisinde ele alabilirizi tartışıyorum.
Kariyerizm kelimesi gerçekten bende kötü bir anı oluşturdu. Politik arenaya yeni giren arkadaşlarımıza sürekli, önce aileniz, sonra sevdiğiniz insanlar, bireysel kariyeriniz ve ondan sonra siyasi çalışmalar öğüdümüzün hala arkasındayım. Ben isterim ki büyük sanayicilerimiz arasında da sol görüşlü insanlar olsun, odalar, vakıflar, meslek kuruluşlarının başındaki yönetimlerdeki AKePe sultası sona ersin ve sol felsefe halkımız için “dişe dokunur” projeler üretsin.
Yani her yeni ve güncel kavrama “istemezük” nidasından vazgeçsin.!
Dünyada belki de en çok Türkiyemiz’de sol muhafazakar bir kimlik kazandı.
Çok tehlikeli arkadaşlar..
Yaşamsal tutkuyla,
H.Bektaş ÖNAL
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder