20 Mayıs 2008 Salı
Solda Özeleştiri
(20.05.2008 tarihli yazım.)
Bir seçim bitti ve kimsenin tahminleri içinde bulunmayan bir sonuç, daha gece yarısı olmadan bizlere merhaba dedi. Ve ağzı bir karış açık bu sonucu izleyen insanlar bile, yarım saat içinde şoku atlatıp “ben zaten böyle olacağını biliyordum” demeye başladı…
Kısa süre sonra eleştiriler gelmeye başladı.. En büyük eleştiri halka geldi. Öyle ya, o miting meydanlarını dolduran milyonlar neredeydi? Bu insanlar “birleşin, birleşin” diye bağırmış, iki sosyal demokrat parti birleşmişti. Ama o meydandaki insanlar kadar oy alınamadı. Halk dışında ne eleştirilebilirdi ki bu durumda? Bütün oklar halka gitti. Sol, bu aşamada özeleştiri yapmadı…
Sonra eleştrilerden, asker nasibini aldı. Ülkemizin rejiminin tek ve güçlü savunucusu Türk Silahlı Kuvvetleri değilmiş gibi, savları, yaptığı açıklamalar ile Genel Kurmay ortamı germiş ve AKP güç kazanmıştı.. 27 Haziran’da bunun hesabını size sorarız diyenlerin sesi, şimdi çok daha gür çıkıyordu. 22 Temmuz’un e yaralı çıkan kesimi kesinlikle Türk Silahlı Kuvvetler olmasına rağmen, Sol, bir kez daha özeleştiri yapmadı..
“AKP yandaşları sürekli kadrolaştı, seçim çalışmalarında kömür, erzak dağıttı bu yüzden seçimi kazandı.” dediler sonra da.. AKP kadrolarının, kadın ve gençlik kollarının yapmış oldukları çalışmalar hiç dillenmedi bile. Sol, özeleştiri yapmadı, yapamadı. Kendi parti kadrolarına dönüp eksik bir nokta var mı acaba demedi. AKP’lilerin kapı kapı dolaşıp her kişiyi ciddiye alıp, her oyu önemsemesini sol anlayamadı. Örneğin İzmir’de miting yapılmadı. İzmir sosyal demokrasinin kalesiydi ya, düşmezdi ya neden miting yapılsın ki? İzmir’de sadece 2 milletvekili farkının olduğunu görünce bile, yaklaşan yerel seçimlerdeki hezimet kokusu buram buram duyulurken bile sol özeleştirisini yapmadı..
Sol, proje üreten, ürettiği projeyi halkla paylaşan bir yapı yerine, “oltaya geldi” ve ağız dalaşına girdi bu işin erbapları ile…
Basını suçladı sol… Kamuoyu araştırmalarını suçladı. (Ne acıdır ki, bu araştırmaların en acımasızı gerçek çıktı..) Amerikan emperyalizmini ve küresel güçleri suçladı. Evet, tüm bu kavramlar mutlaka etki ettiler seçim sonuçlarına. Ancak, solun hezimetinin tek nedeni bu dış kumanda değildi kuşkusuz.. Sol hiç özeleştiri yapmadı..
Kemalizm’in 6 ilkesinden biri devrimcilik. Bu devrimcilik kavramından ne anlıyorsunuz? Herkesin aklına değişik şeyler gelebilir ama ben, “ülkemizin yönetsel ilkelerini, çağın gereklerine uydurulması için sürekli geliştirmek, böylelikle, çağı ve ileri medeniyetler seviyesini yakalamak ve aşmak” olarak ifade ediyorum. Peki uç ve merkez sol, 30 yıl önceki sloganları kullanmak dışında hangi bilimsel çalışmaya imza attı? Gençlikle, kadınla, toplumla, sağlıkla, sosyal güvence ile, hukuk ve eğitim sistemleri ile ilgili hangi büyük projeyi önerdi? Didişme dışında neleri ortaya koydu?
Şimdi şapkayı öne almanın zamanıdır efendiler… Rejim tehditine sırtınızı dayayıp, hiçbir çalışma yapmadan seçimlere girmek; size oy atmayan vatandaşı eleştirmek yerine ben nerelerde yanlış yapıyorum özeleştirisini cesaretle yapmamak Atatürk’ün kemiklerini sızlatan en büyük eylemlerdir… Evrensel gönüldaşlarından kopuk hale solu getirmenize ne hakkınız var? Tamamen batıdaki şehir merkezlerinin oy verdiği, varoşlarda ve doğuda asla olamayan bir parti haline Atatürk’ün kurmuş olduğu partiyi getirmenize hakkınız olabilir mi? Özünü Kuvva-yı Milliye’den alan CHP’yi günümüzde Hizip ve parti içi çekişmelerin egemen olduğu bağnaz bir yapıya getirmenin kime ne faydası var?
En kısa sürede umudu olsun olmasın tüm Atatürkçüler, dersleri, işi-gücü, ailesi, özel hayatı, televizyon dizileri, dinlence zamanı demeden taşın altına elini koymalı ve aktif siyasete atılmalıdır. Siyaset kurumu pislenmişse, bunda en büyük kabahat, üreten, ülkesini seven kişilerin politik mekanizmadan kendisini soyutlamasıdır. Sol partiler en kısa sürede bir zirve düzenlemeli, solun günümüz şartlarına uygun söylemlerini ve politikalarını birlikte çıkarmalıdır. Ve tüm bunlardan önce Baykal dönemi artık tamamen ve açılmamak üzere, ve bir zahmet en kısa sürede bitmelidir.
En kalbi muhabbetlerimle...
H.Bektaş ÖNAL
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder