bektas

bektas

20 Mayıs 2008 Salı

DSP Bornova İlçe Kongresi Konuşma Metni

Sayın Divan,
Sayın Parti Meclisi Üyelerim
Sayın İl Başkanım, İl Yöneticilerim
Belediye Başkanlarım, İlçe Başkanlarım, İlçe Yöneticilerim
İlçe Temsilcilerim, Yönetim Kurulu Üyelerim
Siyasi Parti Temsilcilerim, Sayın Muhtarlarım, Parti Üyelerim
Sayın Misafirlerim, Seçim Kurulunun değerli üyeleri,
Değerli Basın Emekçilerim
Sayın Konuklar

Sayın ilçe Başkanımızdan, ilçe örgütümüzün faaliyet raporunu dinledik. Gerçekten heyecan verici bazı çalışmalar yapıldığına sevinerek vakıf olduk. Bu çalışmaları arttırarak, büyük bir enerji ile icra etmeye devam etmeliyiz, edeceğiz..

21 Şubat 2007 ‘de Demokratik Sol Parti Üyesi oldum. Bu zaman zarfında il ve ilçe yönetimlerimizin heyecanlı çalışmalarına tanık oldum. Demokratik Sol Parti’yi, diğer partilerden ayıran bazı temel özelliklere dikkat ettiğimi belirtmeliyim. Şimdi bu noktaları açmak istiyorum.

Anketlere göre, Siyaset, siyasiler, siyaset kurumları ülkemizde en az güvenilen, en az sevilen kurumlardır. Elbette bu kendiliğinden oluşmuş bir yargı değildir. Ancak demokratik sol partide günümüzün içi boş siyasi entrikaların, uzun süredir sildiği bir duyguyu fark ettim: Sevgiyi.. Birbirini seven, birbirine güvenen, birbirine saygı duyan bu romantik siyasilerin bazı emekçileri ile bir aydır çalışıyoruz. Gerçekten il ve ilçelerimizdeki bu insanlarla çalıştığım için onur duyuyorum.

Evet arkadaşlar, hepiniz en az benim kadar biliyorsunuz ki, demokratik sol parti böyle bir yer. Zaten, Metropol İlçe kongrelerinde sevgiden ve romantizmden bahsedebileceğiniz bir partiyi de Ecevit’ten başkası kurmuş olamaz.. Şimdi fazla dramatikleşen bu konuşmayı belki de içinizden biri kesmek isteyebilir ve diğer siyasi partilerin kongrelerinden alışık olduğumuz şekilde uzaktan bir sandalye tarafıma fırlatılabilir. Yok yok yapmazsınız biliyorum, sizler de romantiksiniz. Sizler de demokratik sol partilisiniz..

Değerli arkadaşlarım.. Demokratik sol partimizin genel başkanı ile, ona tavandan tabana demokratik; tabandan tavana hiyerarşik bir bağla bağlı olan, tüm örgütümüz gönüldaşlarının kuşkusuz en büyük sevdaları Türkiye cumhuriyetidir. Şimdilerde ise görmekten mutluluk duyuyorum ki bu romantik kadrolar ciddi politikalar üretiyor, parti programı, seçim bildirgeleri gibi stratejik kararları bile toplumun ilgili kesimleri ile paylaşıyor, halkımızın katkılarını alıyor, genel merkezimizden ülkemizin en ücra köşelerine kadar örgütleniliyor, güçleniliyor ve seçim politikları ve söylemleri belirleniyor. Ülkemizin hemen hemen her köşesi genel başkanımız ve genel merkez yöneticilerimiz tarafından geziliyor, halk ile iç içe olunuyor, örgütlere destek ve moral veriliyor. Tüm bunları yaparken yerel ve ulusal medyanın özellikle bizleri haber yapmamasına karşı yiğit duruş sergileyip, ödünsüz politikalar geliştirmeye devam ediliyor. Tüm medyanın DSP’yi içi boş gösterme, halka umut olamaz lansesine karşılık, örgütlerini dimdik ayakta tutuyor, onlara güç veriyor, umut veriyor, ışık veriyor. Sadece “seçimi nasıl kazanırızın” hesapları yapılmıyor, seçimden sonra güzel ülkemizi nasıl daha iyi yönetebiliriz, nasıl gayrı safi milli hasılamızı arttırabilir ve bu artışla birlikte adaletli gelir dağılımını sağlayabiliriz, nasıl ülkemizi imf ve dünya bankasının sömürüsünden kurtarabiliriz kısacası bir kalkınma modelinin planları yapılıyor. Şunu coşkuyla söylemeyebiliriz ki demokratik sol partinin büyük yürüyüşü, ecevitin sessiz devrimi başlamıştır. Ben bu yürüyüşe inanıyorum arkadaşlar, sizler de inanın,, İnanın..

Siz ki ülkemizin geleceğinin kahramanları.. 1 küsürlere kadar düşen oy potansiyelinden sonra partisini, dürüst ve kişilikli siyaset etiğini terk etmemiş; ülkesine ve partisine sahip çıkmış. 2007 seçimlerinde ülkemizin çağdaş yapısına aykırı düşünen, bu konuda planlar yapan kişileri sandığa gömecek sizler..

İnanın dostlarım.. şimdi hepimiz rozetlerimizi takacağız, hepimiz bayraklarımızın daha çok, daha yukarı, daha coşkuyla, arzuyla kaldıracağız, hiçbir zaman umutsuzluğa kapılmayacağız.. ne diyor nazım:

Daha gün o gün değil..
Derlenip dürülmesin bayraklar..
Dinleyin, duyduğunuz çakalların ulumasıdır..
Bu kavga faşizme karşı, bu kavga irticaya karşı, bu kavga gericiliğe karşı..
Bu kavga yolsuzluğa, hırsızlığa, talana dolana karşı
Bu kavga vatan hainliğine karşı
Bu kavga hürriyet kavgasıdır..

Değerli dostlar, gençlik gerçekten ülkemizde son derece önemli bir kesim. Gençlik kollarımız önemli çalışmalara imza atmak için çalışıyor.. Tam karşımda gördüğünüz pankartlarda tüm çağdaş, ilerici, Atatürkçü gençliğin duygularına tercüman edilmiş söylemler yer almaktadır. Gençlik partimiz için son derece önemli bir konuma sahiptir. Salonumuzda bulunan genç arkadaşlarımızı partimiz gençlik kollarına destek vermeye, bizlere yoldaşlık etmeye davet ediyorum.

Ne yazık ki ülkemizde partimizin aksine gençlik hor görülmekte, işsizlik gün geçtikçe artmakta, okuyan gençlerin barınma ve harç gibi sorunları belirginleştirmekte, engelli genç arkadaşlarımızın toplumsal sorunları giderek tırmanmakta, kısacası gençlik 2. sınıfa itilmektedir.

Sorumluluk vermeyi asla düşünmez sorumluluk vermesi gereken sorumsuz kişiler.. bilir ki o bol getirili koltuklar gençliğin güçlenmesi ile tehlikeye girecektir. Açın gençliğin önünü.. Yökten, üniversitelerden, liselerden, kirli ellerinizi çekin.. yoksa örgütlenen gençlik çektirmesini bilecektir..

buradan bazı yetkililere seslenmek istiyorum.. 23 nisanlarda çocuklar 1 günlüğüne de olsa bazı üst makamlara oturtulurlar. Bu bir gelenek hale gelmiştir. Bu 19 mayısta gençleri 1 günlüğüne başbakanlığa, bakanlıklara oturtun. Bakın bakalım yolsuzluk oluyor mu.. dolan oluyor mu.. yağma, talan oluyor mu!! Rüşvet oluyor mu..

Atatürk’ün kemikleri bir gün olsun rahat nasıl ediyor! Nasıl ülkemiz bir ohh çekiyor..

Sizleri gençliğimin olanca ateşi ve Kemalizm’e olan tutkulu bağlılığımla saygılarımla selamlarım..

Hacı Bektaş ÖNAL

Hiç yorum yok: