bektas

bektas

30 Ekim 2016 Pazar

Asuman ve Fatma


"Çok mutsuzum" dedi kız arkadaşına Asu.. (Gerçek ismi Asuman'dı ve babannesinin ismi olsa bile kullanmak istemiyordu. Babannesinin neyini kullanmıştı ki ismini kullansın..)

"Hayatta hiçbirsey düzgün gitmiyor." diyordu o çok pahalı sigarasından bir tek daha yakarken...

Gümüş işlemeli zippo çakmağı ile sigarasını yakarken başını karizma şekilde yana eğdi, ilk nefesini aldı ve dumanı üflerken de aşk hayatının onu tatmin etmediğinden yakındı.

Plazanın 10. katındaki 1+1 studyo evinin kirasını babası ödüyordu ödemesine ama aldığı harçlık Urban Satchel Louis Vuitton çanta almaya yetmiyordu ve bu konu kafasına takılıyordu.

Ralph Lauren Notorius diye bir parfüm vardı ve dünya üzerindeki seçkin hanımefendiler bunu kullanıyorsa, kesinlikle O da kullanmalıydı..

Iphone7 telefonunu eline aldı ve instagramı açtığında ilk gördüğü manzara O'nu yıkmıştı: Cok beklediği Halloween Party çok yaklaşmıştı ve hala kostüm işini halletmemişti..

....

Bu anın yaşandığı şehirden kilometrelerce uzakta Fatma ise ders çalışırken bir anda kendini hayal kurarken buldu.. Okuyacak ve doktor olacaktı.

Köylerinin yolları her kar yağdığında kapandığından en ufak hastalıklar bile ölümcül olabiliyordu.. En yakın hastane ilçe merkezindeydi ve kışın ulaşmak imkansız olabiliyordu.

Annesi zaten 4. Kardeşini doğururken kan kaybından ölmüştü. İsyan etmedi hic Fatma. Ama yaşından büyük sorumluluklar aldı sırtına..

Her gün babasının ve kardeşlerinin çamaşırını, bulaşını yıkamaya yüksünmezdi..

Birgün eve misafirler geldiğinde hayatının en kara gününü yaşayacağını elbette bilemiyordu.. Köyün varlıklısı Rüstem Ağa'ya 4 koyun karşılığında evlendirilecekti.. Rüstem Ağa'nın 3 karısı daha vardı.. Okuldan yani hayallerinden yani geleceğinden zorla koparılıp, yağlı bir bedenin altına itilen Fatma ise henüz 13 ündeydi..

...

Asuman ve Fatma..
Bu topraklarda doğdu.. Ailelerini doğarken seçmediler.. Bir kader yazılmıştı onlara ve bu kaderin birer oyuncusuydular..

Ortak tek bir özellikleri vardı; mutsuzdular.. Biri mutsuzluk dramının en sade en saf en temiz kurbanı; Fatma.. Diğeri ise hayatın ona sunduğu hiçbir nimeti anlamamış olan Asu..

Hayatta çok fazla isyan eden insanla karşılaşıyorum.. Çoğu hikaye bana şımarık geliyor.. Evet adaletsizliği biz yaratmadık ve bu duruma karşı sorumlu tutulamayız.. Ama yine de ölümcül hastalıkları olan, yakınlarını zamansız kaybeden insanları ya da yazıdaki Fatma'nın hayatını hep aklımızın bir kenarında tutalım..

Olur olmaz çok küçük şeylere kafa takmamız bizi duygusal bir insan yapmaz; şımarık bir insan yapar.

Kendi yarattigi arabesk denizinde boğulan zavallı Asular'dan olmamanız dileğiyle...

En kalbi duygularımla,

H.Bektaş ÖNAL

2 yorum:

Adsız dedi ki...

Ellerinize sağlık..Karşılaştığımız bazı sorunların aslında büyüttüğümüz kadar önemli engeller yaratmadığını, Fatma ve onun gibi binlerle kızların hayatdakı zorlukarının, haksızlıklarının yanında basit yada hall olunur problemler için büyük tepkiler vermeye yüzümüzün olmaması gerektiğini hatırlatıyor.

Adsız dedi ki...

Ellerinize sağlık..Karşılaştığımız bazı sorunların aslında büyüttüğümüz kadar önemli engeller yaratmadığını, Fatma ve onun gibi binlerle kızların hayatdakı zorlukarının, haksızlıklarının yanında basit yada hall olunur problemler için büyük tepkiler vermeye yüzümüzün olmaması gerektiğini hatırlatıyor.