bektas

bektas

29 Ekim 2016 Cumartesi

Ben sizi köleleştiren sistemin adıyım..


Merhaba insanoğlu. Ben senin efendinim. Sizler de benim aciz kölelerimsiniz.. Susun ve itaat edin.

Sizlere "Yaşamda basarili olma yarışı" adında parangalar takan, acılarınızı, mutluluklarınızı, hüzünlerinizi ve herşeyden önemlisi tepkilerinizi tek kalem haline getiren sistemin adıyım ben: Sıradanlık..

İsimleriniz farklı, doğduğunuz yerler farklı ancak hepiniz aynı formülün içeriğindeki çaresiz figüranlarsınız..

Çocuklarınız doğar doğmaz yarışa hazırlama hırsına sizi iten şey egolarınız.. Çocuklarınızın daha sokakta dizleri kanamadan, dişe dokunur bir mahalle maçı yapmadan yabancı dil egitimli çok pahalı ana okullarına itelenmesi size dayattığım sistemin bir parçası...

Haydi itiraf edin.. Çocuklarınızın ne kadar özel olması, çok zeki olmaları aslında sizlerin ne kadar zeki ve özel olduğunuzun yansıması diye düşünüyorsunuz.. İleri mi gittim? Peki şimdilik içinize  attığım bu çapa başınızı ağrıta dursun ele geçirdiğim ruhlarınızı kutsamaya devam edeceğim...

Buraya kadar birçok konuya hiddetlendiğinizi biliyorum ve yine biliyorum ki bu yazıda kendinizi buluyorsunuz. Tepkileriniz aslında kendinize..

Farkında olun ya da olmayın hayat akışkanlığını çoğunuz kaybettiniz.  Günleriniz, yaşadıklarınız, izledikleriniz, seyrettikleriniz aynı paradoks ile karşılaşıyor: sıradanlık..

Ben sizi hapis alan sistemin adıyım..

Çocuklarınızı doktor, mühendis olarak yetiştiriyorsunuz. 3 yaşında telefonsuz tabletsiz uyuyabilen cocuk var mı artık? Bu, teknolojinin gelişimi kisvesi altında onlara kötü örnek olarak maf ettiğinizin kanıtları.. Çocuklarınız 5 yaşında 2 dil konusabiliyor ama duygularını hiçbir dilde ifade edemiyor.. Hayalleri olmayan, hayal kuramayan, zaten hayalleri sizler tarafından inşa edilmiş duygusuz bir nesil daha yetişmiyor mu?

Çok büyük adam, belki bürokrat olacak diye yetişip eninde sonunda mutsuz olan, yaratıcılık yeteneği gelişmemiş nesiller yetişmesinin kime ne faydası var?

Yanit : Bana faydası var!

Dayattığım ve az seçenekli yaşamları kendinize ve cocuğunuza bir elbise misali giydirirken, geçen yıllarda sorgulama özelliğinizi alıyorum.. Hayallerinizi tekdüze yapıyorum.. beğenilerinizi tek kalemden çıkarıyorum..

Sisteme o kadar dahil olmuşsunuz ki sisteme siz bu kadar dahilken zengin olan malı götürenleri farketmiyorsunuz..

Beyniniz uyutuldu.. Uyutan kim?: Ben. Yani sistem.. Çocuğunuz cok çapkın (yani gay değil) çok yetenekli çok zeki ve çok başarılı (tıpkı anne ve babası gibi) bir de sanata cok meraklı, hocaları kendisinden cok memnun (çağın gerektirdiği tüm özellikler var cocugunuzda, siz mükemmel insansınız çok doğal ki çocuğunuz da mükemmel).

Benim çocuğum çok yeteneksizdir, eşcinsel olmasından süpheleniyorum, sınıftakilerden biraz daha geri zekalı diyen olmadığına göre burada bir formullestirme mevcut..

Formülün içeriği ne olursa olsun sonuçta fabrikasyon üretimi bir nesil..

Ben sizi egolarınıza köleleştiren sistemin adıyım.. Hiç biriniz isyan edebilecek kadar farkında ya da cesaretli değilsiniz..

Bırakın çocuğunuz Eski Foça'da balık tutan fukara ama mutlu bir balıkçı olmayı hedefleyebilsin. Hedeflesin ki sorgulamaya vakti olsun. Gün boyu yalınayak yere bassın ama okusun, araştırsın ve bilsin.. Ona dayatılan sistemle mücadele etsin..

Korkmayın..
Ruhlarınızı esaretten kurtarın..




Hiç yorum yok: