Dedi ki,
Her zaman varoluşun peşindeydim.. Her döndüğümde yönümü varlığın üstüne ,"bulamamanın" kasvetli şarkısını işittim durdum kulaklarımda..
Adını koyamadığı geceler bir haykırış mıydı yoksa sadece bir ufak sitem miydi bilinmez.. Tek bildiği, işittiği doygun ıslığın yüreğinde yansımasıydı batının akşamlarında..
Çile çekmedi, yok!.. Sadece "sorun" denen yaşanılası olgunun kendisini hiç yalnız bırakmamasınaydı yüzündeki çizgiler.. Her gözünde yaş belirdiğinde, her iki satır hatırşinas sözcükler döktürdüğünde sırdaş kağıda, içinde aynı cansıkıcı coşku belirirdi.. Bu coşkunun gerçek adı "kabulleniş"ti.
Hayatın ona verdiği tüm emirleri yerine getirmesine, ona dar gelen bu dar gömleği ısrarla üstünden düşürmemesine rağmen yaranamadığını hissediyordu hayata.. Hayata ki, bir öfke duyarlılığında gülümser dururdu tertemiz yüzüne.. Bu tutkunun gerçek adı "beklemek"ti.. Beklemek ve beklenileni koşulsuz özümsemek..
Güçsüz değildi, yok!.. Bedenini zor taşısa da incecik ayak bilekleri, taşıdığı sorunlara karşı dirençliydi. Koca bir hayat almıştı üstüne.. Birkaç hayatın ağır sorumluluğunu tek bir bedene sığdıran yağız bedeninin daha fazla "saat akışkanlığında" sorunsuz gitmeyeceğini kendisi de biliyordu..
Dedi ki,
Varoluşun peşine olmanın durağanlığından sıyrılmanın vakti geldi. Saat sorgulamayı gösteriyordu. Saatin tiktaklarından boşa geçeni zarar kabul ediyordu artık.. Ve sorgulama başlıyordu.. Dolu olmayan herşeyi kurşuna dizecekti artık yaşamında..
Eski dost "tutku" ile başlamak istedi. Çok istenene, çok arzulanana bu sıfatı yakıştırırdı yakıştırmasına ama birşeyler eksik kalıyordu artık.. Ulvi hissiyatlardan çok yosma serüvenlere de tutku denildiğinden midir nedir tanımını değiştirdi. Tutku, yaşamı özümsemekten haz almaktı artık. Benci idi ama bencil değildi yeni tanımdaki role bürünmüş tutku..
Çok bunalmış değildi, yok!.. Aksine, kendini güçlü ve karabasanların konağı içini ilk kez bu kadar ferahlamış hissediyordu. Aldığı bu nefes, belki de hayatındaki en değerli olanıydı..
Çevresine baktı. Sadece duvarda varolması için orada olan tablodaki küçük çocuğun şaheser gülümsemesini ilk kez farkedebiliyordu. Bu farkedişten, hatta bu uyanıştan bazı bazı utanç duysa da hayatı bir yerinden yakalamış olmak gurur verdi -vakur- ruhuna..
Bir güleryüzün yapıcılığıyla başlama kararını aldı sabahlar için. O gülümsemeyi hiç kaybetmemeyi istedi. Çok iyimser bir istek miydi bilinmez ama yine de bunu hedefliyor olabilmek de başlı başına bir hamleydi..
Bu hamlenin gücüyle yumdu gözlerini..
Gördüğü rüyanın adı ilk kez mutluluktu..
Ve gece ilk kez bu kadar gülümsedi sabaha..
28 Şubat 2010 Pazar
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder