bektas

bektas

3 Eylül 2017 Pazar

Avucumdaki Kelebek


"Yaşamaktan yana kaygılarım var." dedi. Yaşı çok genç olmasına rağmen hayat üzmüştü belli ki. Kimseye kolay güvenmemesi gerektiği sanki bir baba öğüdüydü onun için. Güveni, kuşku ırmaklarında kaybetmişti. Tam da sevgiyi ve aşkı kaybettiği yerde..

Dertli çıkıyordu her sözü. Kendine takındığı bir racon kesen mahalle abisi edası vardı. Üzerine uymayan, büyük gelen bir elbise giymiş gibi olsa da bu eda, kendini çağın heyecan sarhoşlarından koruyordu. Ya da korumasını istiyordu sadece..

Küçük planları vardı. Doğumundan itibaren çok zaman geçmese de küçük yaşamının büyük hedefleri vardı. Gideceği yeri bilen, ancak nasıl gideceğini bilmeyen fırtınadaki bir gemi gibiydi. Yolunu kaybetmemişti henüz ama gittiği yolun doğru yol olduğuna da emin değildi. Önünü göremiyordu. Kayalıklara çarpması ya da dev dalgalara kapılması olasıydı. Korkmuyordu, ürküyordu sadece..

Yiten bir yaşam öyküsü olmaktan ürküyordu. Çevresinde, hepimizin çevresinde bulunan sayısız "büyük planları; küçük yaşamları" olan insanlardan biri olmaktan ürküyordu. Her an kayaya toslamaktan, geceleri iç geçirerek dilediği yaşama ulaşamamaktan endişeleniyordu. "Herhangi biri" olmak istemiyordu. Korkmuyordu, ürküyordu sadece.

Gözünü her yummaya yakın olduğunda geceleri, ya da her belli belirsiz hayallere kapıldığında küçük bir sessiz çığlık kulağında beliriyordu: "Sakın!.." Gelecekteki olgun kadın genç kızlığına fısıldıyordu: "Sakın yapma." Hatalardan aldığı koskoca bir ders vardı : Tecrübe..

Çoğu zaman dinliyordu bu sesi genç kız. Her ne kadar çağın izolasyon oyunlarına ve imkanların hayallerini hızla hayata geçirmesini engellemesine rağmen geleceğinden gelen bu yorgun sese ihanet etmiyordu.

Geçmişi ve çok istediği geleceğinin arasındaki tek köprü aklıydı. Duyduğu her sesi kulakları ile değil beyniyle algılıyordu artık. Beyni ona her zamankinden farklı bir şey öğütledi:

"Duygularini dinle!.. En aydınlık, en güzel anlatımı o yapacaktır sana. Sana öğütler sunan olgun sesi dinle. Kulaklarınla değil kalbinle dinle onu.. Ve her geçen saniyenin bir kayıp olduğunu düşün. Avucuna bir kelebek bırakıyorum. Ne zaman yılgın olduğunu düşündüğünde, ne zaman vazgeçme noktasına geldiğinde bu kelebeği düşün. Tırtıl iken vazgeçseydi asla kelebek olamayacağı hiç aklından çıkmasın.."

Gözlerini kapattı..
Beyninin sözlerini düşündü..

Ve uyudu..
Sabah uyandığında artık bir mutluluğa daha yakın olacaktı..

En kalbi duygularımla..

H. Bektaş ÖNAL

2 yorum:

Adsız dedi ki...

O kelebeklerin fisildadiklarina hatta bagira bagira soylediklerine inanmayarak acimadan harcayanlarin dünyasindayiz maleseff...

Adsız dedi ki...

O kelebegi acimadan harcayanlarin dunyasi artik...gercekten seni seviyorum diyenler yerine sahte iki dakikalik tatminler pesindeler...