bektas

bektas

16 Aralık 2015 Çarşamba

Kayıp Ruhlar Parkına Hoş Geldiniz!

Kayıp Ruhlar Parkına Hoş Geldiniz!

Yasami yakalayamayan kayıp ruhlar parkina hosgeldiniz. Bu haftanin kaybedeni de promosyon odullerimizden kazanacak. Biraz daha mutsuz bir hayat ve rutin saatler buyuk odulumuz.. 
Saka gibi ama gercek. Sevimsizlesiyor zamanlarimiz.. Rutinlesiyor soluk alip vermelerimiz. Haftalarimiz ayni, hafta iclerimiz ayni. Hafta dislarimiz ayni.. Heyecanlarimiz ayni. Kullanma ustune kurduk tum kalp carpmalarimizi..

Tarihin hicbir doneminde insanoglu bu kadar vahsi bir bencillik tsunamisine kapilmamisti. Asklarimiz, sevdalarimiz, dostluklarimiz.. Birer kisilik savasina donmus..

Seni seviyorum diye haykirmak.. Ya da seni cok ozledim demek. Sana cok saygi duyuyorum demek. Hayata dair (sozumona) durusumuza ihanet tumceleri neredeyse.. Evet evet onu sevdigimi ima edersem bana karsi davranislari degisecek ve bana daha kotu davranacak!.. Iyisi mi ben ona mecbur degilmisim gibi yapayim!..

Cok tuhaf.. Bir yandan da diyor ki sair: "Ben sana mecburum bilemezsin!.." Bu bir yenilmislik noktasi mi yoksa doygunluk noktasi mi? bence aski tanimak.. Aski hissetmek. Iliklerine kadar yasamak. Her anin getirdigi buyulu mucizeyi hissetmek. Bu mucize icin belki de sukretmek..

En son "kaybetmektten dolayi korktugumuz" sey neydi? Gercekten yasamin bize empoze ettigi her kriseden uzaklasip hayatin gercek manasindaki sifrelerini cozmemiz gerektigini en son ne zaman dusunduk?. Mutlu olmamiz icin kurulmus bir dunya yok karsimizda.. Butun hedefler biz asalim diye kurgulanmadi. Egolarimiza, hirslarimiza ve en onemlisi bencilliklerimize dur diyebilme donemine girdik. Bu ivmeyi bozmayalim.

Yoksa ivme bizi ve kisiliklerimizi coktan bozmaya basladi bile... 

Hiç yorum yok: