bektas

bektas

2 Mayıs 2012 Çarşamba

Ağustos Böceğine Övgü

Ne güzel insanlarız biz.. Mutlu olmamız pamuk ipliğine bağlı. İnsan olmamıza paralel duygularımız o kadar değişken ki..

Hep bir arayış içindeyiz gerçi. Varlık ile yokluk. Var olmak ile yok olmak.. Siyahla beyaz.. Ayırımlarımız var. Doğrularımız.. Kurallarımız..

Hayat kardeş.. Biliyorum kıs kıs gülüyorsun saklandığın yerden.. Biliyorum ki gülüyorsun bize ve "ben sizi; sizin beni ciddiye aldığınız kadar ciddiye almıyorum" diyorsun. Haklisin.. Kurallar koyuyoruz.. Ve ilk biz yıkıyoruz.. Kararlar alıyoruz ve uygulamıyoruz..

Hayatin saniyeleri senin bu kararlarına inat geçiyor. Yüzünde alaycı bir ifade var hayat kardeşin..

Belli bir yaşa gelince aldığımız kararların ne kadar boş, edinmeye çalıştığımız prensiplerin kendimize salladığımız palavralar olduğunu anlayacağımızı hepimiz biliyoruz. Peki neden hayatimizi daha sıkıcı bir mecra haline getiriyoruz?

Her geçen gün daha az gülüyoruz grileşen hayatlarımızda.. Sarıldığımız değerlerimiz ask, sevgi dostluk değil artik.. İlkelerimiz, kararlarımız ve hırslarımız.. Egomuz olmasa çalışmayız bile..

Sizi bilmem ama ben o ünlü hikayedeki Ağustos Böceği’ne çok imreniyorum.. Grileşmiş bir hayatı olan karıncaya inat anın kıymetini biliyor.. Ve içinden geldiği gibi yaşıyor şarkı soyluyor.. Rengarenk hayatına renk katıyor.. Dokunabiliyor yasama elleri ile.. Egolarını fırlatıp atmış bir tarafa.. Artik yasamın her anından zevk alıyor..

Evet bir isyanın bayrağıdır ağustos böceği tüm sıradanlığa karsı açılan.. Güzellikleri belli kurallar olmadan yaşama isteğinin merkezidir.. Hayattır, sevgidir, asktır egolarımıza yem etmediğimiz duygusallıklarımızdır.. Ağustos böceği candır..

Sevgilerle
Hacı Bektaş Önal
17 Ocak 2012

Hiç yorum yok: