
Birkaç arkadaşımızla birlikte farklı ne yapabiliriz diye düşünürken, yeni, yepyeni bir demokratik kitle örgütüne ihtiyaç olduğuna kanaat verdik. Sonra da yoğun bir çalışmayla da bu yapının kurulum çalışmalarına başladık.
Bu yazıda kurma çalışmasında olduğumuz Lacivert Hareketi için nasıl bir misyon ya da vizyon belirlediğimizi özetlemek istiyorum. Yüzünüzü Lacivert'e boyamaya hazır mısınız?
Günümüzdeki demokratik kitle örgütlerini incelediğimde, neden çağın gelişen trendlerini takip ederek kendilerini yapılandırmayı hedeflemediklerini düşünmüşümdür. Kurumlar kendilerini sürekli gelişime, sürekli yeniliğe açma konusunda olsun; liderlik örgüt yapısı gibi konularda olsun günümüz başarılı kurumlarından öğrenecekleri çok şey var.
Bunu birkaç madde ile açalım:
Organizasyon:
Başarılı kurumların organizasyon şeması kesindir. Her kişinin görev tanımı bellidir. Kimse kimsenin görev sahasına girmez. Toplantılarda karşılıklı görüş alışverişi dışında, herkes kendi uzmanlık alanından birinci derecede sorumludur.
Günümüzün sivil toplum kuruluşlarına baktığımızda, herkes her şeyi yapar. Bir bakarsınız en ufak bir konuda bile birçok fikir atılır. O ufak konunun değil işleyişi, karar alma sürecindeki usulün belirlenmesi konusunda bile sert tartışmalar yaşanır ve o kurum lideri duruma el koyar ve liderin kafasına göre tüm kararlar alınır.
Liderlik:
Trendi takip eden kurumlarda lider, bağlı bulunduğu organizasyonun eksiksiz şekilde işlevini sürdürmesini takip eder ve asıl görevi organizasyonu temsil etmektir. Tüm alt görevler alanında uzmanlarca görevlendirilmiş birimlerin sorumluluğundadır. Her departman kendi uzmanlarını yetiştirirler.
Oysa günümüz felsefesinde lider ne yazık ki her şey demektir. Liderin iki dudağı arasından çıkan her türlü söz emir telakki edilir. Lider tüm konularda, tüm alt birimlerde uzmanlığı olsun ya da olmasın, kayıtsız koşulsuz egemen karar merkezidir. Örneğin siyasi partilerin milletvekili, bakanlar kurulu listeleri ile belediye başkan adayları ve meclis üyeleri başkanın bireysel not defterinde şekillenir. Sonra kamu oyuna duyurulur. Aday adayları kendilerinin aday olup olmadığını basından öğrenir.
Kariyer-Gelişim:
Başarılı organizasyonlarda her birey daha iyi yaşam koşullarına ulaşmak için üstlerinin deneyimlerini almak konusunda bir uğraş içindedir. Bilgi birikimi düzenli toplantılar ile aktarılır. Tatlı bir rekabet ortamı yaratıldıktan sonra gerekli atamalar yapılır.
Günümüz yapılanmalarında ise tüm yükselme kararları lidere olan yakınlığınız ya da kulis becerinizle doğru orantılıdır. Sizden çok daha iyi birinden önce yükselmek isterseniz çok emek harcamanıza gerek kalmadan direk yapacağınız doğru kişi ile doğru yerdeki bir sohbet ile tüm kapılar size açılacaktır.
Eğitim:
Çağdaş örgütsel işleyişine göre kurumlarını yöneten evrensel liderler üyelerinin gelişimlerine çok önem verirler. Bireysel gelişim kurumun gelişimi açısından son derece önemlidir. Bu yüzden alanında uzman eğitmenler tarafından büyük bütçeler karşılığında önemli eğitimler planlanır. Çalışan kişi de kendisine yapılan bu yatırım karşısında kurumsal bir bağlılık içine girecektir.
Kurumlarımızda ise eğitim dediğimiz zaman kurumsal programı ve tüzüğü akla gelir. İletişim Becerilerini arttırma, mülakat teknikleri, stres yönetimi, toplantı yönetimi, zaman yönetimi gibi direk sonuca yönelik eğitimler günümüz kurum liderlerinin aklının ucuna bile gelmez. Taban bu tür eğitimleri talep etmez ve ne yazıktır ki pek bu tür eğitimlerin farkında değildirler.
Sistem:
Kurumsal yapısını çağdaş örgütlenme üzerine kurgulamış sivil toplum kuruluşları çeşitli yönetim sistemleri konusunda eğitim almak, bu konuda çok uluslu kabul edilirliği (akreditasyon) olunan belgeleri almak konusunda uğraş içindedir. Bu tür yönetim sistemlerini uygulayan kurumlarda tüm işleyiş kusursuza yakındır.
Kurumlarımız bu tür belgeleri ve kalite yönetim sistemlerini pek talep etmezler. Alışa gelmiş metotların her zaman işe yaradığı savunulur.
Halkla İlişkiler:
Çağdaşlaşmayı hedef edinmiş demokratik kitle örgütleri, PR departmanları kurarak ve bu bölümdeki üyelerine önemli kişisel gelişim eğitimleri aldırarak halka olan iletişimini arttırmaya yönelirler. Ücretsiz telefon hatları kusursuz hizmetin olmazsa olmazıdır. Sürekli anket ve geri-bildirim çalışmaları düzenlenir. İletişim konusunda uzmanları bu departmanlarında görevlendirirler.
Günümüzün kurumsal yapılarında ise bu konuda yapmış olduğu çalışmalar yüzeyselden öteye gidemez. Web siteleri bilgi aktarımı şeklindedir. Mail adreslerine gelen mailler alanında uzman iletişimciler tarafından yanıtlanmasını geçtim, birçok defa dikkate alınmaz. Halktan gelen bir eleştiri olduğunda, eleştiriyi yapan kişi hakkında casus gibi suçlamalar yapılır.
Pazarlama:
Çağımızın bir “rekabet” çağı olduğundan, en önem verilmesi gereken hususların başında pazarlama gelmelidir. Yine uzmanların bilimsel araştırmalar sonucunda elde ettikleri verilere dayanarak hazırlamış oldukları materyaller pazarlama görsellerinde kullanılır. Pazarlama stratejileri uzun soluklu ve sosyo-ekonomik analizlere göre hazırlanır. Pazarlama departmanları bir kurumsal işleyişin en çok yatırım yaptığı bölümlerdir. Halka ulaşmak konusunda nokta atışı görsel temalar kullanılır.
Günümüz kurumları ise her zaman en doğruyu yaptıklarını ancak halkın bunu anlamadığını savunurlar. Genelde pazarlama ekipmanları olarak afiş ve duvara spreyle yapılan yazılar ağırlık kazanmıştır. 2. Dünya Savaşı esnasında sıklıkla kullanılan anons araçları ise en etkili yöntem olarak düşünülse de sonuca etkisi sıfıra yakındır. (geçen anons araçlarına göre oy veren tanıdığınız oldu mu?)
Rekabet:
Günümüzün ileri organizasyonlarında rekabet, kendi önemli ve fark ettiren özelliklerini ön plana çıkarmakla sınırlıdır.
Oysa günümüz kurumlarını incelediğimizde; organizasyonlar birbirini yıpratmak konusunda bir çaba sarf ederken, herhangi ciddi proje hazırlamak konusunda gönüldaşlar habersizdir.
Söylem ve Sloganlar:
Örgütlenme açısından başarıya ulaşmış kurumlar, söylemlerini geliştirirken mutlaka insan psikolojisini dikkate alırlar. Dünyanın gelişimleri takip edilir. Bu gelişmeler dikkate alınarak söylem politikaları geliştirilir. Bu konuda uygulanan model CRM – Müşteri Odaklılık Yönetimi- dir.
Kurumsal açıcan günceli takip edemeyen çoğu kurumlarımızda ise genel olarak 25-30 yıl önceki slogan ve söylemleri yineler yineler dururlar. Çağın gereklerine özgü yeni söylemleri geliştirmek çok mümkün değildir.
Ortaklaşma-İşbirlikleri:
Çağdaş yapılarda liderler stratejik işbirliklerini son derece önemserler. Bir araya gelebilmek ve eşit emek harcamak da önemli bir başarı kriteridir. Dış kaynaktan temin –Outsource kullanımı- kurumlarımızın önemli politikalarıdır.
Oysa kurumlarımız bir araya gelmeye, siyasi bileşen ve derneklerle eşgüdüm sağlamaya sıcak bakmazlar. Çünkü her derneğin ya da oluşumun mutlaka bir kulpu vardır. Ve hiçbir sivil toplum kuruluşu kendileri kadar iyi, samimi ve güçlü değildir. İlle birleşilmek isteniyorsa, adres kendi çatıları altında olmalıdır görüşü hakim olduğundan çatılar çöker ama iş birlikleri birer şehir efsanelerine döner.
Tüm bu maddelerde Lacivert Hareketi her zaman çağdaş yapıları ve trend yönetim felsefelerini takip edecektir. Yüzümüzü laciverte boyadık. Bu renge sizi de davet ediyoruz.
Hacı Bektaş ÖNAL
Lacivert Hareketi Kurucular Kurulu

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder