11 Mayıs 2009 Pazartesi
Sevgilerle..
Yaşam dolu olmayan herşeyi bozguna uğratmak için; ve ecel geldiğinde farketmemek için hiç yaşamamış olduğumuzu..
"Ölü Ozanlar Derneği" kimimize gore bir gençlik kitabı/filmi; kimimize göre müthiş bir hayat dersi. Daha önce izlemediğimden dolayı kendimi eleştirdiğim Ferhan Şensoy'un Son Ders filmi de bu filmle benzer mesajlar veriyor.
Zaman olur bazı şeyleri hayal ederiz. Bir çoğumuzda bu hayal, hayal olmaktan öteye geçemez. Pek azımız, belki de cok özellerimiz hayallerimizi gerçeğe çevirme ayrıcalığını yaşıyor..
Ne hedefliyoruz hayatımız için?
Neyin peşinden gidiyoruz? Mutlu muyuz?
Bunu birkez daha sormak istiyorum..
Cidden mutlu muyuz?
Yoksa bacaklarimizin uzerine oturduk ve onlar bizi nereye gotururse biz de oraya mi gidiyoruz?
Bu carka mudahalelerimiz olacak mi? Olmali mi?
Öldüğümüzde onur duyabilecegimiz bir hayatimiz olacak mi?
Öldüğümüzde kac kisi cenazemiz pesisira yürüyecek?
Bu kisiler sadece ailemiz mi olacak?
Ailemiz mi olmali sadece?
Yoksa insanlar Ugur Mumcu gibi, Deniz Gezmis gibi oldukten yillar sonra bile yuzbinlerle sayilacak nitelikte ve nicelikte alanlara kosup pesimiz sira gozyasi dokup slogan atacaklar mi?
Yiten, bosa giden bir ömür mu yaşıyoruz yoksa?
Ömrumuz hayatimizin bizim hur irademizle yasayamayacagimiz kismi mi yoksa?
Yarim olan hayatimizda her seyi birakalim mi artik?
Yarim kalan islerimizi de suratle tamamlayalim mi?
Yarim dostluklarimizi bir tarafa birakalim..
Bizim cizmedigimiz ve dahasi istemedigimiz bir hayatin bize dikmis oldugu bu dar gomlekleri yarindan itibaren yirtip atalim mi?
Bizi gercekten mutlu eden ne varsa yarindan itibaren pesi sira duselim mi peki?
Bizi daha agir basli olmak zorunda birakan sehir giyisilerini bir tarafa birakalim mi artik?
Ve kalbimizin bizi yonlendirdigi yere dogru yelken acalim mi..
Yillar once tecavuz edip bir kenara attigimiz beyin polyannalarimizi tekrar hayatimizin kadini yapalim mi..
Ve sevdigimiz kisilere, onlari cok sevdigimizi soyleyelim mi korkmadan, cekinmeden, usanmadan bikmadan?
"Ona sevdigimi soylersem acaba onun karsisindaki vakur agirligimi kaybeder miyim" diye dusunmeden karsimizdakine seni seviyorum diyelim mi?
Sevgimizi haykirirken ben de seni seviyorum yanitini beklemeden, bu yanitin onemine takilmadan.. Nazimin dedigi gibi biz elmayi seviyoruz diye elmanin da bizi sevmek zorunda oldugunu asla dusunmeden sevgimizi usul bir sessizlikte haykiralim mi..
Ya da otobuse bindigimizde yarin sabah donup otobustekilere gunaydin diyelim mi..Firmamizda calisan ya da apartmanimizi temizleyen ya da kosedeki super markette calisan kasiyerin ismini soralim mi gulumseyerek?
Hayatin ozunu iliklerimize kadar hissedelim mi yarindan itibaren..
Ben tum bunlari yasamsal tum tutkumla yapmak istiyorum.
Kaybettigim her saniyeyi olagan ustu onemli bir yikim, kacan bir tren, tek rakamla kacirdigim ve telafisi asla olmayan buyuk ikramiye olarak adledecegim.Ve tum bunlari yapmazdan once Behcet Necatigil'in siirini okuyarak baslayacagim baskalarinin cizdigi yazgimi yirtip kendi hur irademin kaleme aldigi kisisel menkibemi yasamaya..
"Sevgileri yarinlara biraktiniz..
Cekingen, tutuk, saygili.
Butun yakinlariniz sizi yanlis tanidi..
Bitmeyen isler yuzunden
(Siz boyle olsun istemezdiniz)
Bir bakis bile yeterken anlatmaya herseyi
Kalbinizi dolduran duygular kalbinizde kaldi.
Siz genis zamanlar umuyordunuz
Cirkindi dar vakitlerde bir sevgiyi soylemek.
Yillarin telaslarda bu kadar cabuk gececegi akliniza gelmezdi.
Gizli bahcenizde
Acan cicekler vardi
Gecelerde ve yalniz
Vermeye az buldunuz
Yahut vakit olmadi.." | Behçet NECATİGİL
Sevgilerle..
H.Bektaş ÖNAL
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)


3 yorum:
şu bilgi çağında , heryönüyle kendimizi geliştirmek isteriz. konferanslara katılır,kitaplar okur,araştımalar yaparız. ama bunların hepsini yaparken ayrıntılarda gizli olan birçok şeyi hatırlamayı unutur ve monotonluğun bir parçası oluruz çoğu zaman...
bektaş hocamın yazısı bizi o monotonluktan çeker alır güzellikte.konu seçimi fevkalede,
üslup ise fevkaledenin fevkinde ...
yüreğine sağlık hocam .
saygılar , sevgiler ...
Özgür ÇANDAR
Yılların yıpratma etkisi belki de.. Kimimizde daha bir yontucu ve başkalaştıran bir etki yaratıyor demek ki. Ben de çok severim o filmi,o şiiri. Hayatımın şiarı yapmışlığım vardır bir dönem:
Bayraklar elimizde fakülte binasına girerken davullarla,yönetim kurullarını yönetirken,kampın en güzelini isteyip alırken ve dolaşırken bir Şehrin sokaklarında arkadaşlarınla krallar gibi...
Sanki hiç bitmeyecek gibi...
Yürü Bektaş! Yürü ki seni izleyip -yaşamayı- tümden unutanların içinde cılız da olsa bir kıvılcım parlasın.
Gerçek savaşçılarla sahtelerini bu ayıracak belki de. Ve belki de bu uğurda alkışlarla uğurlanırken sen, kalabalığın arasında eski silah arkadaşların olacak.Sonucu belirlenmemiş bir savaştan yorgun ve müstafi. Komutanlarını kaybetmiş , davalarını unutmuş,kurşunları tükenmiş.
Keşke her şey burada anlatılanlar kadar gerçek ve şeffaf olabilse....
Yorum Gönder